Zaman Makinası başlık  
Editörün Notu:  HG Wells'in 1895 yılında yayımlanan kitabı ilk bilim-kurgu kitapları arasında sayılmaktadır. Wells "zaman yolculuğu" kitaplarının öncüsüdür de. Kitabın kahramanı, kendi imal ettiği, bizim "uzay aracı" diyebileceğimiz bir mekanizma ile 802.701 yılında, bir zamanlar Londra olan yerleşim merkezine fırlar, gider. Vardığı gezegende birbirinin zıddı olan Eli adlı periler gibi, çocuksu, mücadele etmeyi bilmeyen bir topluluk ile bu topluluğun karşıtı olan vahşi Morlock' lar yaşamaktadır. Bir zamanların yer altında yaşayan, boyun eğen bu topluluk şimdi o üst düzey, nazenin Eli' leri yiyerek beslenmektedirler. Wells'e göre bu savaşın kazananı yoktur. 

 


 

Zamanda Yolculuğa Hazırlanın
H.G. Wells’in Zaman Makinesi İncelemesi
 12 Haziran 2017


Ömer Şentürk

“Korkarım zamanda yolculuk yapmanın eşi benzeri olmayan duyularını size aktarmayacağım. Bunlar son derece tatsız.”

Bilimkurgu edebiyatı, tamamen yazarların hayalgüçlerinden beslenen, sınırsız bir tür olarak karşımıza çıkar. Tarih boyunca da bu türde eserler vermiş yazarların alışagelmemiş hikayeleri, toplumların insanlığa bakış açısında da değişiklikler yaratır.

Filozof Francis Bacon’ın New Atlantis’i (Yeni Atlantis) 17. Yüzyılda kilise baskısından kurtulma aşamasındaki halka umut ışığı olmuş bir ütopya olarak değerlendirilebilir. Jonathan Swift’in Guliver’s Travels (Güliver’in Gezileri) adlı eseri yazıldıktan 15 yıl sonra Vitus Bering, Alaska’ya ayak bastı, karşısına neyin çıkacağını bilmeden…[1]

20. yüzyılın başı ise bilimkurgu edebiyatı için bir devrim niteliğindeydi. Jules Verne ve tamamen zıttı bir yazar olan H.G. Wells, Amerikan bilimkurgu edebiyatı adına büyük eserler verirken döneminin bir diğer büyük devleti SSCB’de de durum pek farklı değildi, Zamyatin’in öncü olacağını ardından Stanislaw Lem ve Strugatski Kardeşler takip edecekti. Bu isimlerden Jules Verne, yazdığı eserlerde tutarlı bir şekilde, bilim dünyasına yardımcı olarak da nitelendirebileceğimiz kitaplar yazarken; Zamyatin neler olup bittiğini ve insanların bunlara hazır olup olmadığını sorgulamaktaydı. H.G. Wells’in yaptığı ise her zaman benzersiz kaldı: açıklaması zor bir imgelem yeteneği ile insanın geleceğini sorgulamak.

1866 İngiltere doğumlu Herbert George Wells, orta sınıf olarak nitelendiremeyeceğimiz yoksul bir aileden gelmekte. Başka insanların yanında çalışmak zorunda kaldığı dönemler sebebiyle de eserlerindeki sosyalizm temasının son derece belirgin olduğunu söyleyebiliriz. Kazandığı burs ile Charles Darwin’in yakın arkadaşı Thomas Huxley’den[2] biyoloji dersi almış, yani kendi çabalarıyla yadsınamayacak bir eğitim hayatına sahip olmuş. Bu eğitim hayatının Wells’e kazandırdıklarına yazdıklarında rastlamak mümkün. Yalnızca bilimkurgu kitaplarındaki nesnel yargılarından bahsetmiyorum, bilimkurgunun yanısıra çok farklı türlerde eserler vermiş bir yazar H.G. Wells. Görelilik, kuantum gibi teoriler ortaya atılmadan önce dördüncü boyut, uzay-zaman gibi konulara kitaplarında yer verdi.

“Değişimin ve değişme gereksiniminin olmadığı yerde akıl da yoktur.”

1895’te yayınladığı kitabı Zaman Makinesi, yalnızca H.G. Wells’in eserleri arasında değil; bilimkurgu edebiyatı adına da bir kırılma noktası. H.G. Wells’in sonraları sıkça karşımıza çıkacak olan zamanda yolculuk temasını ele alış şeklinin benzersiz olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kitap boyunca Zaman Yolcusu adıyla tanıdığımız karakterin yaşadıklarını dinlediğimiz eser, sahip olduğu bu teknikle zamanda yolculuk kavramının gizini korumayı başarıyor ve karakterinin psikolojik ve fiziksel değişimlerini aktarma şekliyle bilimkurgu edebiyatındaki yerini tescillemiş bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.

Zaman Yolcusu’nun M.S. 802.701 senesine gittiği kitapta, Wells’in biyografisinde yer verdiğim sınıf kavramı ortaya çıkıyor. Yaklaşık 800.000 yıl sonrasının anlatıldığı kitapta Wells’in derdi bir ütopya veya distopya yaratmaktan çok gelecekte toplumsal sınıfların, hiyerarşinin ne durumda olacağı ile ilgili. Yazarın gelecek teorilerinin başında ise sosyalizm geliyor. Şunu da belirtmek gerekir ki Wells’in sosyalizmi ele alış şekli onu olumlamaktan daha çok bir sonuç olarak göstermesi. Yani H.G. Wells eserde bir sosyalist olarak karşımıza çıkmıyor, mecvut şartlarda insanlığın sosyalizme yöneleceğini ve bunun olumlu ve olumsuz sonuçları olacağı Wells’in eserindeki kilit nokta. .

Bilimkurgu edebiyatı tarihinde zamanda yolculuk konusu popüler hale getiren kitap olarak yer edinen Zaman Makinesi, bu popülerliğini sinemada da göstermeyi başarmış bir eser. Dürüst olarak gerekirse bu durumun söz konusu esere özel olduğunu söylemek yanlış olur şayet H.G. Wells, Amerikan sinemasının her dönem yararlandığı bir yazar. War of the Worlds kitabının Steven Spielberg tarafından da uyarlandığını belirtmek gerek. .

Zaman Makinesi’nin öne çıkan uyarlamaları 1960 ve 2002 tarihli iki film. 1960’taki filmin gerçekten bilimkurgu teması altında çekilmiş en başarılı filmlerden birisi olduğunu söylemem gerek. Filmin yönetmeni George Pal’in kendisine has yorumlamalarının öyküyü daha da geliştirdiği ve görsel efekt olarak da dönemine göre oldukça ilgi çekici bir yapım. Ancak 2002 yılında çekilen film içn aynı şeyleri söylemem mümkün değil. Kung Fu Panda, Madagascar gibi filmlerin animasyonları ve çizimleri için çalışmış olan Simon Wells’in yönettiği uyarlamanın tek iyi yanı Guy Pearce, onun dışında basit ve ucuz bir uyarlamadan öteye geçemiyor. .

İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinin 14. kitabı olarak ülkemizde güncel baskısı bulunan Zaman Makinesi, Elif Ersavcı’nın Patrick Parrinder’dan çevirdiği önsözü ve Volkan Gürses’in çevirisi ile bilimkurgu okurlarının kaçırmaması gereken bir eser. .

[1] Bu kısımda verdiğim iki örnek de tam olarak bilimkurgu romanı sayılmasa da edebiyat kitaplarında “proto-science fiction” tanımına sahip. Yani bilim kurguya dönüşecebilecek unsurları içerisinde bulunduran eserler. .

[2] Thomas Huxley, daha aşikar olduğumuz, “Cesur Yeni Dünya” eseriyle tanıdığımız Aldous Huxley’nin dedesi. Huxley ailesinin her üyesinin yadsınamayacak bir eğitim hayatı ve entelektüel birikimi bulunmakta.

The Time Machine HG Wells
Wikipedia

The Time Machine can be read as a symbolic novel. There are several symbols, including the Sphinx, flowers, and fire. The time machine itself can also be viewed as a symbol. The Sphinx appeared on the cover of the first London edition as requested by Wells and would have been familiar to his readers.The statue of the Sphinx is the place where the Morlocks hide the time machine and references the Sphinx in the story of Oedipus who gives a riddle that he must first solve before he can pass. The white flowers can symbolize Weena's devotion and innocence and contrast with the machinery of the time machine. They are the only proof that the Time Traveller's story is true. Fire symbolizes civilization, as the Time Traveller uses it to ward off the Morlocks, but it escapes his control and turns into a forest fire.

The Time Machine is a science fiction novella by H. G. Wells, published in 1895 and written as a frame narrative. The work is generally credited with the popularization of the concept of time travel by using a vehicle that allows an operator to travel purposely and selectively forwards or backwards in time. The term "time machine", coined by Wells, is now almost universally used to refer to such a vehicle.

The Time Machine

Wells had considered the notion of time travel before, in a short story titled "The Chronic Argonauts" (1888). This work, published in his college newspaper, was the foundation for The Time Machine. Wells frequently stated that he had thought of using some of this material in a series of articles in the Pall Mall Gazette until the publisher asked him if he could instead write a serial novel on the same theme. Wells readily agreed and was paid £100 (equal to about £11,000 today) on its publication by Heinemann in 1895, which first published the story in serial form in the January to May numbers of The New Review (newly under the nominal editorship of W. E. Henley). Henry Holt and Company published the first book edition (possibly prepared from a different manuscript) on 7 May 1895; Heinemann published an English edition on 29 May.These two editions are different textually and are commonly referred to as the "Holt text" and "Heinemann text", respectively. Nearly all modern reprints reproduce the Heinemann text.

The story reflects Wells's own socialist political views, his view on life and abundance, and the contemporary angst about industrial relations. It is also influenced by Ray Lankester's theories about social degeneration and shares many elements with Edward Bulwer-Lytton's novel Vril, the Power of the Coming Race (1871). Other science fiction works of the period, including Edward Bellamy's novel Looking Backward: 2000-1887 (1888) and the later film Metropolis (1927), dealt with similar themes.

This work is an early example of the Dying Earth subgenre. The portion of the novella that sees the Time Traveller in a distant future where the sun is huge and red also places The Time Machine within the realm of eschatology, i.e. the study of the end times, the end of the world, and the ultimate destiny of humankind.

The Time Machine was reprinted in Two Complete Science-Adventure Books in 1951 The book's protagonist is an English scientist and gentleman inventor living in Richmond, Surrey, in Victorian England, and identified by a narrator simply as the Time Traveller. The narrator recounts the Traveller's lecture to his weekly dinner guests that time is simply a fourth dimension and his demonstration of a tabletop model machine for travelling through it. He reveals that he has built a machine capable of carrying a person through time, and returns at dinner the following week to recount a remarkable tale, becoming the new narrator.

In the new narrative, the Time Traveller tests his device with a journey that takes him to A.D. 802,701, where he meets the Eloi, a society of small, elegant, childlike adults. They live in small communities within large and futuristic yet slowly deteriorating buildings, and having a fruit-based diet. His efforts to communicate with them are hampered by their lack of curiosity or discipline. They appear happy and carefree, but fear the dark and in particular fear moonless nights. Observing them, he finds that they give no response to mysterious nocturnal disappearances. (Perhaps they had become traumatized and would not discuss it.) He speculates that they are a peaceful society.

Returning to the site where he arrived, the Time Traveller is shocked to find his time machine missing and eventually concludes that it has been dragged by some unknown party into a nearby structure with heavy doors, locked from the inside, which resembles a Sphinx. Luckily, he had removed the machine's levers before leaving it (the time machine being unable to travel through time without them). Later in the dark, he is approached menacingly by the Morlocks, ape-like troglodytes who live in darkness underground and surface only at night. Exploring one of many "wells" that lead to the Morlocks' dwellings, he discovers the machinery and industry that makes the above-ground paradise of the Eloi possible. He alters his theory, speculating that the human race has evolved into two species: the leisured classes have become the ineffectual Eloi, and the downtrodden working classes have become the brutal light-fearing Morlocks.

Deducing that the Morlocks have taken his time machine, he explores the Morlock tunnels, learning that due to a lack of any other means of sustenance, they feed on the Eloi. His revised analysis is that their relationship is not one of lords and servants but of livestock and ranchers. The Time Traveller theorizes that intelligence is the result of and response to danger; with no real challenges facing the Eloi, they have lost the spirit, intelligence, and physical fitness of humanity at its peak.

Meanwhile, he saves an Eloi named Weena from drowning as none of the other Eloi take any notice of her plight, and they develop an innocently affectionate relationship over the course of several days. He takes Weena with him on an expedition to a distant structure that turns out to be the remains of a museum, where he finds a fresh supply of matches and fashions a crude weapon against Morlocks, whom he must fight to get back his machine. He plans to take Weena back to his own time. Because the long and tiring journey back to Weena's home is too much for them, they stop in the forest, and they are then overcome by Morlocks in the night, and Weena faints. The Traveller escapes when a small fire he had left behind them to distract the Morlocks catches up to them as a forest fire; Weena and the pursuing Morlocks are lost in the fire and the Time Traveller is devastated over his loss.

The Morlocks open the Sphinx and use the time machine as bait to capture the Traveller not understanding that he will use it to escape. He reattaches the levers before he travels further ahead to roughly 30 million years from his own time. There he sees some of the last living things on a dying Earth: menacing reddish crab-like creatures slowly wandering the blood-red beaches chasing enormous butterflies in a world covered in simple lichenous vegetation. He continues to make short jumps through time, seeing Earth's rotation gradually cease and the sun grow larger, redder, and dimmer, and the world falling silent and freezing as the last degenerate living things die out.

Overwhelmed, he goes back to the machine and returns to Victorian time, arriving at his laboratory just three hours after he originally left. He arrives late to his own dinner party, and after eating, relates his adventures to his disbelieving visitors, producing as evidence two strange white flowers Weena had put in his pocket. The original narrator then takes over and relates that he returned to the Time Traveller's house the next day, finding him preparing for another journey. The Time Traveller promises to return in a short time, but the narrator reveals that he has waited three years before writing, and the Time Traveller has never returned.