Finzi Kontinilerin Bahçesi


 Editörün Notu:

Kentin en zengin ailesi olan Yahudi Finziler, yüksek duvarlar arkasında muazzam bahçesi, özel tenis kortu olan yeni-Gotik tarzı malikanelerinde halktan kopuk olarak yaşarlar. Çocuklar okulda değil evlerinde özel öğretmenler tarafından eğitilirler. Anlatıcı Contini'lere hayrandır; ancak babası çevrelerine sınırlar örmüş bu Contini'lerin "aristokratik anti-semitizm" yaptıklarını söyler. 1938 yılından itibaren çıkartılan kanunlarla Yahudilere pek çok yasak getirilir.   Yahudi olmayanlarla evlenmeleri yasaklanır Yahudi olmayan insanları çalıştırmaları yasaklanır. Yahudi yazarların kitapları men edilir. "Bahçede" çember daralmaktadır... Finzi Continilerin Bahçesi” İtalyan yazar Giorgio Bassani' nin İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya' nın Ferrara kentinde yaşayan ve 1943 yılında Almanya'ya sürülerek tamamı öldürülen Yahudi ailesi Contini'ler için yazılmış bir ağıt olarak nitelendiriliyor.

 
 


Finzi Kontinilerin Bahçesi

Giorgio Bassani



Finzi-Contini'lerin Bahçesi'

Selim ÇAĞLAR

23:57 'Finzi-Contini'lerin Bahçesi', 166. Sayı, Giorgio Bassani, Roman, Selim ÇAĞLAR http://birgunkitap.blogspot.com.tr/

Giorgio Bassani üzerine internet üzerinden kısa bir araştırmaya çıktığımızda ilk olarak karşımıza çıkan şunlar oluyor: Şair, romancı, çevirmen ve faşizm karşıtı önemli bir aktivist. Bunların yanında, odak eserlerine doğru çevrildiğinde ise "bireyin yaşamını çağın olayları içinde irdelemesiyle bilinir," diye bir tanımlama çıkıyor ki bu, Bassani'yi anlama noktasında kilit bir noktada duruyor. Çünkü Bassani ne yazarsa yazsın çağın olayları, akan hikâyenin fonunda önemli bir yer tutuyor ve bu tuttuğu yerde ise genel olarak ateşli bir eleştirinin fitili ateşleniyor.

Bassani eserlerinin fonunda dönen olaylar çerçevesinde bir taraf tutuyor mu?

Bu, en başta onun romancı kimliğine zarar verecek zorlayıcı bir tutum. Bassani'yi başarıya taşıyan ve bugün hâlâ anılmasını sağlayan duruşu, bu fonda akan olaylara karşı olabildiğine uzak durması ve yaşananaları tüm gerçekliğiyle gözler önüne serebilmesinde yatıyor. Ancak diğer yanıyla da o kadar içeriden bir ses kendisi. Onun yazdıklarını farklı yere koymamızın nedeni; ne akışa müdahele etmesi ne de oluşa... Tarih içinde tarafı belli olsa da bir izleyici olarak var oluyor eserlerinde ve tam anlamıyla gözlemden ibaret yaşantıları aktarma derdine düşüyor.

Tarih içinde bir dönemden ses veren Bassani'nin tarihi anlatma ve okuruna alımlatma yolunda takındığı en önemli tavır bu olarak görülüyor ve yazarın kendisine de edebiyatçı kimliğinin yanına, tarihin içinden aktığı metinler kaleme alması nedeniyle "tarihçi" yakıştırması yapılıyor. Bu ne kadar doğru bir yakıştırmadır; bunu Bassani'nin metinleri içinde biraz olsun gezinebilme fırsatı yakalayan ya da yakalayacak olan okurlar belirleyecek şüphesiz ama kanımca çok da hakısz bir yakıştırma değil bu. Çünkü Bassani yaşadığı coğrafyanın ruhunu edebiyata taşıyarak bunu hakkınca yapıyor. Ardından akan tarih ise yazar hakkında söylenenleri güçlendiriyor.

Yazarın eserlerine taşıdığı, bunu güçlendirecek bir diğer özelliği ise kendi Yahudi kökeni ve yaşamını geçirdiği Ferrara'daki Yahudi topluluğunun yaşamı üzerine kalem oytnatması daha çok. Tam da bu nedenle bir vakanüvis gibi halkının arasında dolaşmış ve biriktirdiği toplumsal malzemelerin önüne insan hikâyeleri katarak eserlerini tamamlamış.

Geçenlerde yayımlanan Finzi-Contini'lerin Bahçesi de bunlardan biri; hatta pek çok eleştirmene göre en önemlisi.

Finzi-Contini'lerin Bahçesi; 2000'de yaşamını yitiren Giorgio Bassani’nin savaş sonrası İtalyan yazınının başyapıtları arasında yer alan ve 1962’de yayımlandığında büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılanmış, Viareggio Ödülü’nü kazanmış romanı.

Bassani'ye yakıştırılan "tarihçi" nitelemesini de göz önünde bulundurursak, kitabın "bir bellek romanı" olarak anılmasını da rahatlıkla anlamlandırabiliriz. Ancak Finzi-Contini'lerin Bahçesi'ni edebiyat tarihindeki yerini konumlandırabilme noktasında bize en çok yardımcı olacak tanımlama, "yitik zamanın izinde" akıp giden bir bellek romanı olacak ki Bassani'nin, bu romanında Proust'un adımlarını takip ettiği, dahası biçem olarak da ona yaklaşmaya çalıştığı ortaya çıksın.

Tam da Proust romanlarında olduğu gibi aslında romanın ön planında takip ettiğimiz hikâye oldukça sıradandır Finzi-Contini'lerin Bahçesi'nde de. Kısaca bahsedecek olursak; orta sınıfın biraz üstünden gelme, bunun yanında ise aşk konularında oldukça acemi, romanın sonuna kadar ismini öğrenemeyeceğimiz hem kahramanımız hem de anlatıcımız; son derece zengin, malikânelerde kapalı olarak büyütülmüş, toplumdan kopuk soyluluk hevesleriyle yaşamını geçiren, ayrıca zengin ve seçkin bir ailenin göz nuru, zeki, kültürlü, dengesiz ve züppe kızı Micòl’e gönlünü kaptırır.

Bu, herhangi bir romanda da rastalayabileceğimiz bir durum ancak Giorgio Bassani'nin romanını özel kılan bu olayların İkinci Dünya Savaşı'nın eşiğinde bir dünyada, 1938'de geçmesi ve Irk Yasaları denen garabetin tam da göbeğinde rengini bulması.

Bu bağlamda Finzi-Contini'lerin Bahçesi, gerçek anlamıyla bir Bassani romanı ve bunları içinde en beğeni görmüşü. Sıradan sayılabilecek bir olayın arakasına çok önemli bir tarihsel kırılma noktası sığdırmış yazar ve anlattığı aşkla koşut akan hikâyede, hiçbiri birbirini ezmiyor. Ancak bizim okur olarak alacağımız anlatılan aşktan çok Irk Yasaları çevresinde rengini bulmaya çalışan bir gönül ilişkisi ve İkinci Dünya Savaşı'na adım adım ilerleyen bir ülkenin resmi olacak.

Ve tüm bu yaşananlar Bassani'nin başkenti olarak niteleyebileceğimiz Ferrara kentinde geçiyor. Bassani'nin de kendini her zaman tüm ruhuyla ait hissettiği bu kent, kaleminde tam da bir kentli ruhuyla can buluyor.

Ayrıca Finzi-Contini'lerin Bahçesi, yazarın özyaşam öyküsüne dair de pek çok ayrıntı içeriyor. Bu bilginin önemi, meraklı okur için biraz daha farklı çünkü romanın hangi ruhtan çıktığını alımlayabilmek adına, dikkat çekici bir detay bu. Bassani kendi yaşamından bir parçayı, tarihsel bir fonda anlatıyor belki, bilemeyiz ama romanı her ne şekilde elimize alırsak alalım kitaplığa pişman bir şekilde koymayacağımız kesin çünkü hem Neyyire Gül Işık'ın titiz çevirisi hem de yazarın bizi davet ettiği dünya buna izin vermiyor.

Bunda, yazarın Proust'a öykünüp detaycı bir gözle ve dikkatli bir kalemle betimlemeye çalıştığı çevresi ve tarihin payı ise çok büyük.

Meraklı okura ikinci bir not: Finzi-Contini'lerin Bahçesi, filme de uyarlanmış romanın çok ses getirdiği zamanlarda. İzlenmesi de şiddetle salık verilir...

FINZI-CONTINI'LERIN BAHÇESİ, Giorgio Bassani, Çev.: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, 2015.

 


Finzi-Contini’lerin Bahçesi (Il Giardino dei Finzi Contini, 1970)
Altyazı
Finzi-Contini’lerin Bahçesi
(Il Giardino dei Finzi Contini, 1970)
 

Vittorio De Sica’nın Giorgio Bassani’nin romanından uyarladığı Finzi-Contini’lerin Bahçesi buğulu görüntülere, sepyamsı renklere ve yer yer Visconti filmerindeki operamsı hissi de hatırlatan bir oyunculuk tarzına sahiptir. Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına layık görülen filmin, yönetmenin erken dönem Yeni Gerçekçi filmlerinden oldukça farklı olsa da, belirsizlik duygusunu yansıtma biçimiyle Umberto D. (1952) ile bir akrabalık taşıdığı söylenebilir. 1938-1943 yılları arasında bir kasabada geçen hikâyenin Yahudi aileleri geleceklerini tehdit eden faşizmin ulaşabileceği boyutları tahayyül edemezler. Nazilerin imha kamplarından çoğu insanın haberi yoktur. Mussolini yönetimi adım adım anti-semitist yasaları geçiredururken, Giorgio’nun babası hâlâ kendi liderlerinin Hitler gibi olmadığına yönelik saf inancını korumakta, Finzi-Contini’ler ise yüksek duvarlarla çevrili devasa bahçelerinde, dışarıda sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamayı sürdürmektedir. De Sica adeta bilmek ve bilmemek hallerini eşzamanlı yakalar: Aileler başlarına neler geleceğini çok iyi bilmelerine rağmen, aynı anda bilmezden gelebilirler. Öte yandan hikâyedeki platonik aşkı işleme biçimi, De Sica’nın da diğer İtalyan auteur’leri gibi politik bilinç, faşizm ve cinsellik arasındaki ilişkiyle ilgilendiğini ortaya koyar.

Finzi Continilerin Bahçesi toplanma

Finzi - Contini’lerin Bahçesi


http://kitap.ykykultur.com.tr/

Giorgio Bassani’nin Proustvari bir titizlikle yazdığı, “yitik zamanın” izini süren bellek romanı “Finzi-Contini’lerin Bahçesi” YKY’den çıktı...

Şair, romancı, senaryo yazarı, çevirmen ve önemli bir faşizm karşıtı olan Giorgio Bassani’nin (1916-2000) savaş sonrası İtalyan yazınının başyapıtları arasında yer alan “Finzi-Contini"lerin Bahçesi” romanı 1962’de yayımlandığında büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılanmış, Viareggio Ödülü’nü kazanmıştır.

“Finzi-Contini’lerin Bahçesi”, “yitik zamanın” izini süren bir bellek romanıdır: Hallice orta sınıftan gelme, aşk ve cinsellik işlerinde acemi “iyi aile çocuğu”, adı belirtilmeyen anlatıcı, malikânesine kapanmış, kendi âleminde, topluluktan kopuk bir yaşantı süren soyluluk heveslisi, zengin ve seçkin bir ailenin gözbebeği olan çok zeki, kültürlü, afacan, değişken huylu, züppe kızı Micòl’e tutulur. Ve bunlar, uğursuz 1938 yılında olur: Irk Yasaları yeni çıkarılmış, kent halkı arasına açılan uçurum giderek genişlemektedir.

Yazarın romanda Proustvari bir titizlikle betimlediği ortam, doğasından mimarisine kadar bütün kültürel zenginliğiyle, tarihin getirdiği acıların anılarıyla işlenen, surlarının içine kapanmış yaşayan sessiz, suskun Ferrara kentidir. Birinci kişi olarak beliren anlatıcısının adı hiç açıklanmayan “Finzi-Contini’lerin Bahçesi” birçok özyaşamsal öğe içerir. Genç Bassani de, romanının başkişisi gibi, yazının yanı sıra müzik ve tenis tutkunudur, yüksek öğrenimini yine Bologna Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne günübirlik gidip gelerek yapmış, Yahudileri giderek dışlayan ortamın olumsuzluğuna karşın, 1939’da mezun olmayı başarmıştır. Ancak ertesi yıl, savaş başlamışken yayımlanan ilk yapıtı “Una città di pianura”ya [Bir ova kenti] kendi adını koyamamıştır. O arada resmî okullara gitmeleri yasaklanan Yahudi öğrencilere özel İtalyanca ve tarih öğretmeni olarak çalışmaya başlamışken, 1943’te faşizme karşıt gizli siyasal etkinliklerinden ötürü tutuklanarak birkaç ay süreyle hapsedilmiştir. Ecelin elinden kıl payı kurtulup özgürlüğüne kavuştuktan sonra hayatının yeni bir dönemi açılmıştır: Evlenmiş, Ferrara’dan uzaklaşmış, kısa bir süre Floransa’da kaldıktan sonra, ordularıyla yarımadaya çıkarma yapan müttefiklerin zaferi üzerine Roma’ya yerleşmiş, ömrünün sonuna değin orada etkin bir aydın ve yazar olarak çeşitli çalışmalar yapmıştır.

1944 ve 1947’de şiirleri, 1953’te Passeggiata prima di cena [Akşam yemeğinden önce gezinti], 1955’te “Gli ultimi anni di Clelia Trotti” [Clelia Trotti’nin son yılları] romanları yayımlanmış; İtalya’nın savaş sonrası kültürüne büyük katkıları olan ünlü Botteghe Oscure dergisinin yayın yönetmenliğini üstlenmiş, aralarında Antonioni de bulunan yönetmenlerin filmlerinin senaryolarında çalışmıştır.

1955’te İtalya’nın tarihsel ve kültürel mirasını korumayı amaçlayan “Italia Nostra” derneğini kurmuş, ertesi yıl yayımladığı “Cinque storie ferraresi” [Beş Ferrara öyküsü] ile Strega Ödülü’nü kazanmıştır. 1957’de “Silvio D’Amico Ulusal Dram Sanatı Akademisi”nde on yıl sürdüreceği tiyatro tarihi hocalığına başlamıştır. 1958’de sonradan Ferrara Çevrimi’nde yer alacak ve beyazperdeye aktarılacak olan Gli occhiali d’oro [Altın gözlük] romanı yayımlanacaktır. Bassani o arada İtalya’nın önde gelen Feltrinelli Yayınevi’nin danışmanlığını ve yayın yönetmenliğini yapmakta, yanı sıra ülkenin en nitelikli dergi ve gazetelerinde yazıları basılmaktadır.

1962’de “Finzi Contini’lerin Bahçesi” ile yazarlığının doruk noktasına erişmiştir. Büyük beğeni toplayan roman 1971’de Vittorio de Sica’nın yönetiminde beyazperdeye aktarılmıştır. Film, ülkesinde Davide di Donatello, Berlin’de Altın Ayı ödülleriyle, ertesi yıl ABD’de Yabancı Film Oscarı’nı almışsa da, Bassani –beğendiği, ancak kitapta yer almaksızın eklenen son sahneler dışında? çekinceli karşılamış, mesafesini hep korumuştur. Daha sonraki yıllarda Bassani yurtdışında, özellikle de Fransa’da ün kazanmış, 1971’de Légion d’Honneur nişanına layık görülmüştür. Bazı ABD ve Kanada üniversitelerinde dersler vermiş, ülkesinde şiir, roman ve deneme kitaplarının yayımını sürdürmüştür.

1968’de Campiello, 1987’de Pirandello ödüllerinden sonra, 1992’de Feltrinelli Ödülü ile bütün uğraşı değerlendirilmiştir.

2000 yılında Roma’da ölen Giorgio Bassani, vasiyetnamesi uyarınca, Ferrara’da, bu romanında anlattığı Musevi Mezarlığı’na gömülmüştür. Kentin belediyesi, yazarın Finzi-Contini’lerin aile gömütünü kurguladığı noktada, ona bir anıt diktirmiştir.


Finzi Contini

Finzi Kontinilerin Bahçesi Filmini Yourtube' da izleyebikirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=Kl_yWqlstFo