ANASAYFA TÜMÜ ROMAN ÖYKÜ DENEME FELSEFE ŞİİR TİYATRO BİYOGRAFİ 01.08.2018
 

Editörün Notu: Wiiiam Shakespeare gelmiş geçmiş en büyük masal anlatıcısıdır.  Homer savaşan adamları, Sophocles ve Tolstoy çıkmazda olan insanların trajedilerini anlattı; Terence ve Mark Twain güldürdü; Dickens melodramatik hikâyeler anlattı.  Plutarck tarihe el attı.  Hans Christian Anderson peri masalları söyledi.  Ama Shakespeare her türlü hikâyeyi edebiyata geçirdi.  Komedi, trajedi, tarih, melodram, macera, aşk hikâyeleri, peri masalları bunların hepsini öylesine ölümsüz bir şekilde anlattı ki tarihe edebiyat dünyasının en büyük yazarı olarak geçti.  Shakespeare'ın hikâyeleri, zamanı ve kültür engellerini. aşar.   Modern yazarlar bugün dahi Shakespeare'ın hikâyelerini yeniden anlatırlar. İzlediğimiz  “Shakespeare Yeniden”  çalışması da bu örneklerden biridir.
 

Kış Masalı/ Wlliam Shakespeare

Eren Arcan - Dipnot Kitap Kulübü
Shakespeare neden bu kadar önemli bir yazar?

Shakespeare edebiyat dünyası için kuskusuz bir mihenk taşıdır.  Eserleri insan karakterinin temel kavramlarına değinir.  Bu nedenle zamanın ötesine geçer   Shakespeare’ın öngördüğü bu evrensel ahlakî kavramların zamanın yozlaşmasıyla aşınmasına izin verilmemelidir.

Shakespeare’in modern edebiyata olan etkisi aradan dört yüzyıl geçmesine rağmen hala sürmektedir.  Onun temelini attığı yazın şekli halâ modern dramanın, temeli olarak kabul edilmektedir.

Shakespeare İngiliz edebiyatının tartışılmaz ustasıdır.  Karmaşık ama akıcı bir düşünce silsilesi, sözcük, ritim, ses uyumu en tecrübesiz okurun bile algılamasını mümkün kılar.  Sıklıkla tek mısra birkaç anlam taşır,.

Olağanüstü bir yazarın bir başka göstergesi de var olan sözcüklerle yetinmeyip dilin kısıtlamalarını aşmak ihtiyacını hissetmesidir.  Shakespeare zaman zaman kendi gramerini de kendi sözcüklerini de yaratmıştır. Bu sözcükler, kavramlar daha sonra dilin olağan bir parçası haline gelmiştir.

Shakespeare zamanın sınamasını niçin aşıyor.1.  Eğer duygularınızı düşüncelerinizi nasıl ifade edeceğinizi bilemiyorsanız Shakespeare elinizden tutar.  Aşk, yaşlanmak, dostluk, müzik yaşam, herşey üzerine Shakespeare'in anlamlı, etkili kapsayıcı bir söylemini bulursunuz. 

2. Wiiiam Shakespeare gelmiş geçmiş en büyük masal anlatıcısıdır.  Homer savaşan adamları, Sophocles ve Tolstoy çıkmazda olan insanların trajedilerini anlattı; Terence ve Mark Twain güldürdü; Dickens melodramatik hikâyeler anlattı.  Plutarck tarihe el attı.  Hans Christian Anderson peri masalları söyledi.  Ama Shakespeare her türlü hikâyeyi edebiyata geçirdi.  Komedi, trajedi, tarih, melodram, macera, aşk hikâyeleri, peri masalları bunların hepsini öylesine ölümsüz bir şekilde anlattı ki tarihe edebiyat dünyasının en büyük yazarı olarak geçti.  Shakespeare'ın hikâyeleri, zamanı ve kültür engellerini. aşar.   Modern yazarlar bugün dahi Shakespeare'ın hikâyelerini yeniden anlatırlar. İzlediğimiz  “Shakespeare Yeniden”  çalışması da bu örneklerden biridir.

3) İnandırıcı karakterler yarattı.  Özellikle de yarattığı benzersiz trajik kahramanlarının Yunan trajedileri dahil, edebiyat tarihinde benzeri bulunmamaktadır.  Yarattığı karakterlerin büyüklüğü çetrefil yapılarından kaynaklanmaktadır.  Örneğin uysal Hamlet'in zorlanarak karakteri dışına çıkıp intikam alması pek çok aktörün aktristin peşinden koştuğu başrollerdendir.

4) Duyguyu düşünceyi kelimeye vurmakta ustadır. İngiliz diline pek çok sözcük ve deyim kazandırmıştır.  Farkında olmadan kullandığımız sözcükler, deyimler Shakespeare’ın kaleminden çıkmıştır. You may think that fact is "neither here nor there", but that's "the short and the long of it." , "It's Greek to me, if your lost property has vanished into thin air, you are quoting Shakespeare; if you have ever refused to “budge an inch” or “suffered from green-eyed jealousy”,  if you have been “tongue-tied”, if you have “knitted your brows”,  “insisted on fair play,” “slept not one wink” ve daha onlarca deyim Shakespeare’ ın kaleminden çıkmıştır.

İsimleri sıfatları fiile çevirerek “he childed as I fathered” gibi kelimeleri dile katarak yüzyıllar sonra dahi kullanılan sözcükler, kavramlar yaratmıştır.  Shakespeare oyunlarında kelimeleri öylesine güçlü, yırtıcı, trajik, romantik, öyle ustaca kullanmıştır ki bugüne dek anlamlarından bir şey yitirmeden dört yüzyıl sonra bile halâ kullanılmaktadır.  Öylesine güçlü, vurucu,  trajik, komik, romantik metinler yaratmıştır ki yazılışlarından dört asır sonra bile halâ sahneye konmaktadır. 

Yüzyılları aşan başarısı oyunlarının ana temalarının sağlamlığı yanı sıra kahramanlarının aşk, güç, açgözlülük, nefret, çaresizlik gibi insanî kavramları o kadar başarı ile canlandırmıştır ki eserleri bugün dahi  zengin fakir her kesimden seyirciye hitap etmektedir.  Herkes Romeo ve Jülyet gibi bir aşk yaşamayı ister.  Bu nedenle, Ben Johnson “Shakespeare bir devrin değil, tüm zamanların yazarıdır.” der

Kış Masalı
"Kış mevsimi için en uygunu hüzünlü bir masaldır"

Bir trajik/komedi olarak kabul edilen Kış Masalı kaybediş, pişmanlık, bağışlama ve zaman kavramları üzerine kurulmuştur. Eserin ilk üç bölümü metaforik olarak KIş mevsimini, son iki bölümü ise baharı simgeler. 

Bir ortaçağ trajedisi olan ilk bölümü,  bir iyileştirme – “restorasyon” bölümü olan bahar izler

Sicilya Kralı Leontes ülkesini ziyarete gelen çocukluk arkadaşı Bohemya Kralı Polixenes’e memleketinde bir süre daha kalması için yalvarır.  Polixenes dokuz aydır ülkesinden uzak kaldığını söyleyerek geri dönmek ister.

Kral gebe karısı Hermione’ den konuğu bir süre daha alıkoyması için ikna etmesini ister.  Hermione, gerçekten de konuk kralı ikna eder.  Ancak Kral Leontes karısı ile konuğunun bir aşk yaşamakta olduğunu düşünerek kıskançlık krizleri içinde kıvranmaktadır.  Emrindeki yardımcısı Camilio’ ya konuk kralı zehirlemesi emrini verir. 

Kendisine karısıyla konuk kral arasında bir ilişki olmadığı söylendiğinde “aralarında hiçbir şey yokmuş, öyle mi? O zaman bütün dünya ve içindeki her şey, “hiçbir şeydir.  Herşeyi kapsayan gökyüzü hiçbir şey.  Bohemya hiç, karım hiç, Hiçbir şey, hiçbir şeyi kapsamıyor.  Eğer bunlar bir hiç bir şeyse.” Tam bir paranoyaktır Kral Leontes.  Kıskançlığının kökeni pek çok ruhsal bozukluğu içermektedir.

 

Kendisine karısıyla konuk kral arasında bir ilişki olmadığı söylendiğinde “aralarında hiçbir şey yokmuş, öyle mi? O zaman bütün dünya ve içindeki her şey, “hiçbir şeydir.  Herşeyi kapsayan gökyüzü hiçbir şey.  Bohemya hiç, karım hiç, Hiçbir şey, hiçbir şeyi kapsamıyor.  Eğer bunlar bir hiç bir şeyse.” Tam bir paranoyaktır Kral Leontes.  Kıskançlığının kökeni pek çok ruhsal bozukluğu içermektedir.

Camillio Polixenes’e gerçeği anlatınca iki adam ülkeden kaçmaya karar verirler.  Kıskançlıktan çılgına dönen Leontes karısını ihanet etmekle suçlar ve karnındaki çocuğun gayri meşru olduğunu iddia eder.  Hermione’ yi hapse atar.  Ayrıca gerçeği öğrenmek için Delfi kâhinine adamlar gönderir. 

Bu arada kraliçe bir kız çocuğunu dünyaya getirir. Kraliçenin yakın dostu Paulina Leontes’i yumuşatmak amacı ile bebeği alarak krala gider.  Ama Kral daha da sinirden köpürür.  Paulina’nın kocası Antigonus’a bebeği alıp ıssız bir yere bırakmasını emreder.  Antigonus gittikten sonra Delfi Kâhininden Hermione ve Poixenes’in masum olduğu bilgisi gelir. 

Kayıp bebek bulununcaya kadar Leontes tahta varis bulamayacaktır. Tahtın tek varisi olan oğlu Mamillus ‘un annesinin suçlanması nedeniyle üzüntüden ölür.Taht varissiz kalır.  Bu arada Antigonus bebeği Bohemya sınırında bir yerde bırakır.  Bebeğin sepetine altın ve başka armağanlarla birlikte kimlik belgesini koyar. Bebeğin Kraliçe Hermiona’nın rüyasına girdiğini ve adının Perdita koymasını istediğini söyler.  Kısa bir süre sonra da bir ayı tarafından öldürülür.  Perdita bir çoban tarafından bulunarak büyütülür.

Perdita "delik, çatlak, boşluk" anlamına gelmektedir.  Shakespeare'ın 400. yılı anmaları dolayısıyla düzenlenen çalışmalarda Jeanette Winterson bir Shakespeare güzellemesiolarak yazdığı kitabına "1Zaman Boşluğu" adını vermiştir.

Aradan onaltı sene geçer. Kitabın ortasında bir karakter olarak ZAMAN araya girer.
 

Kimini sevindiren ben sınarım herkesi
Hem sevinçte, hem dehşette, hem iyide, hem kötüde,
Zaman Olarak yetkimi kullanıp şimdi
Aradaki gelişmeleri atlayıp
Kanat takıp uçuyorum işte
Aradaki gelişmeleri atlayıp büyük bir BOŞLUK bırakarak
Onaltı yol sonrasına gidiyorum diye
Sakın suçlamaya kalkmayın beni
Çünkü yasaları bir yana atmak
Ya da her doğurduğum saatte
Yeni adetler yaratıp yok etmek gücü var bende
Zaten zamanın başlangıcı da benim
Yasaların, adetlerin hepsinden önce…

On altı yaşına gelen Perdita umut canlanma ve ilkbaharı, yeniden doğuşu temsil etmektedir.  Perdita ile Kralın Oğlu Florizel birbirlerine aşıktır.  Babası Leontes ne kadar şüpheci, ne kadar acımasız ise yabancı topraklarda yetişen baharın şairi Perdita o kadar sevgi dolu, uzlaşmacı, eliaçık bir kişiliğe sahiptir.  Romen ilkbahar tanrıçası Prospero gibi bir masal kahramanıdır.  Leontes trajik bir kahraman.  Perdito ise, umudun simgesidir.

Polixenes’in oğlu Prens Florizel Perdita’ya aşık olur.  Koyun kırkma festivalinde Kral Florizel ile Perdita’nın aralarında nişanlandığını görür ve oğluna bir daha Perdita’yı görmemesini emreder.  Ama Florizel ülkesini özleyen Perdita ve Camillio ile birlikte Sicilya’ya giden bir gemiye binerek kaçarlar.

Kral Leontes Sicilya’da halâ oğlunun ölümünden dolayı yastadır. Çoban, huzura gelerek ormanda bebeği nasıl bulduğunu anlatır.  Leontes Perdita’nın kendi kızı olduğunu anlar.  Herkes bayram eder. Kraliçenin nedimesinin evinde  Hermione’nin  bir heykeli vardır. Heykel huzura getirilir.   Leontes karısının heykelini görünce perişan olur.  Ama hemen sonra heykel canlanır ve Hermione yaşama geri döner.  Herkes coşku ile bayram eder.

Kritikler Shakespeare’in bu eseri bu şekilde ikiye bölmesini bir kusur olarak görmüyorlar.   Bu iki ayrı bölüm, iki ayrı mekânda iki ayrı bakış açısı olarak karşımıza çıkıyor.  Kıskançlığın felaket getirdiği İlk üç bölümün ardından gelen, çiçeklerin, neşenin, mutluluğun taçlandırdığı bahar sonunda, kışın temsil ettiği trajedi bir mucize ile mutluluğa dönüşüyor.

Oyun çok zengin karakterlerle doludur.  Kendini cesurca savunan kraliçe Hermione, en yakın arkadaşı, her zaman yanında olan Paulina, kıskançlıktan çılgına dönen Leonites, ormana bırakılan bebeği Lord Camillio’ya götüren çoban,  bütün bunların hepsi kayda değer karakterlerdir ancak bu oyunun en ilginç kişisi kuşkusuz hırsız, üçkâğıtçı, işportacı Autolycus’ tur.  Yalan söyler, çalar, çırpar,  dans eder ama oyundaki diğer karakterlere de hep yardım elini uzatır.  Oyunun sonunda da en büyük alkışı kendisi alır. 

Sicilya’da "Zaman" yaraları sarar.    Zaman Leontes’in hatalarını görmeye ve bunlardan ders almaya fırsat tanır. Hermione hayata döner.Perdita yuvasına kavuşur.  Pauline yeni bir kocaya sahip olur.  Hermione canlanır.  Leondes ile birleşir. 

Hataların idrak edilmesi, onarılması için onaltı yıllık bu zaman parantezine ihtiyaç vardır.   Zaman hataları tamir eder. Geri döndürülemeyen  yanlızca Hermione ve Leondes’in bir ilahi bedel gibi ölen oğulları Mamillius tur. 

Kış zamanı affediş ile bahara, ümide ve mutluluğa bırakır. 
Ve de yeni bir başlangıca…

01.08.2018